0546 585 2381

[email protected]

Bilgiyi içselleştirebilmek

Günümüzde bilgiye ulaşmak artık hiç olmadığı kadar kolay. Herhangi bir internet arama motoruna aradığımız konuyu yazdığımızda istemediğiniz kadar çok bilgiye ulaşmamız mümkün. Peki, teknolojin sağladığı bu olanak bizim için ne kadar faydalı ya da ulaştığımız bu bilgiler bizim bilişsel ve ruhsal gelişimimiz için tek başına yeterli mi?

Bilgi teknolojisinin kuşkusuz insanlığa sunduğu çok önemli faydalar var ve etkili bir şekilde kullanıldığında insanın bireysel gelişimine son derece önemli katkılar sağlayabilmekte. Ancak sorun şu ki, teknoloji bize yalnızca ham bilgiyi verir, onu belli bir zihinsel işlemden geçirdikten sonra içselleştirmek ise bize kalır. Teknolojinin bize sağladığı bilgileri içselleştiremediğimiz takdirde o bilgiler bizim için geçici bir süre sonra unutulmaya mahkum olan işlevsiz bilgilerden öteye geçemez. Dolayısıyla teknolojinin sağladığı tüm bilgiler ve elimizin altındaki tüm bilgi kaynakları biz, onları içselleştiremediğimiz sürece aslında bir bilgi çöplüğünden farksızdır.

İngilizce’den Türkçe’ye çevrildiğinde “bilgi” anlamına gelen iki farklı kavram vardır. Bunlardan biri “information” diğer ise “knowledge”. Bu kelimelerin her ikisi de Türkçe’ye “bilgi” olarak çevrilse de çok farklı anlamları vardır. "Information" aslında dışarıdan alınan “ham bilgi” anlamındadır, “knowledge” ise her insanın bireysel tecrübeleri doğrultusunda edinmiş olduğu öznel bilgi anlamına gelmektedir.

Bu durumu bir metaforla açıklamak istiyorum: Bir elma insan vücuduna faydalı olacak bir besindir. Bu elmayı bir kişi ısırıp ağzında çiğnedikten sonra yutmadan tükürürse o elmanın o kişi için hiçbir faydası olmaz, sadece kısa bir süreliğine elmanın tadını alır. Ancak aynı elma kişi tarafından ısırılıp, çiğnenip, yutulur ve midede sindirilirse kişi o elmadan asıl faydayı görür. Elmanın içindeki vitamin ve mineraller kan yoluyla hücrelerine taşınarak artık kişiye faydalı ve onun bir parçası olan bir duruma dönüşür. Bu durum öğrenilen bilgiler için de bu şekildedir. Öğrendiğimiz bilgiler ne kadar “information” boyutunda, kısa süreli belleğimizde ya da ezberlenerek bizde kalırsa –tıpkı çiğnendikten sonra tükürülen elma gibi- onun bize hiçbir faydası olamaz. Dolayısıyla öğrendiklerimizin bizde kalıcı bir etki yaratması için onları içselleştirmemiz ve birer “knowledge” haline dönüştürmemiz şarttır. 

Eğitim, nihai olarak her insanın kendi öznelliği doğrultusunda düşünmesini, sorgulamasını ve bunların sonucunda kişisel bir senteze ulaşmasını hedefler. Bu, öğrenilen bilgilerin kişinin kendi içsel süzgecinden geçirdikten sonra içcelleştirebilmesi ve yaşamına aktarabilmesiyle mümkün olabilir. Daha çok soyut bir alanda işleyen bu süreç her insanının kendini gerçekleştirmesinin önünü açan bir etki yaratır.

Bugünkü Türk eğitim sistemindeki en büyük eksiklik öğrencilere verilen eğitim ve öğretimin “information” yani “ham bilgi” seviyesinden öteye geçememesidir. Her eğitim ve öğretim döneminde öğrencilere onlarca derste yüzlerce konu aktarılmaktadır ancak aktarılan birçok bilgiye sınavlarda başarılı olmaya yönelik bir araç gözüyle bakılmaktadır. Hal böyle olunca, eğitim ve öğretim ortamı öğrenci için bir amaç olmaktan ziyade yalnızca bir meslek sahibi olmaya, iyi bir gelir elde etmeye ya da toplumda saygınlık kazanmaya yönelik bir araç haline dönüşmektedir. Bunun neticesinde tam manasıyla düşünemeyen, sorgulamayan, fikir üretemeyen, özgün eserler ortaya koyamayan, eylemlerinde başkalarını taklitten öteye geçemeyen, yaratıcılıkları körelmiş bir nesil ortaya çıkmaktadır.

Eğitim felsefesinin temelinde öğrenilen bilgilerin kısa vadeli bir araç olmaktan ziyade kişinin kendini gerçekleşmesine (hedef) katkı sağlayacak bir amaç niteliğinde olması inancı hakimdir. Öğrencilerin öğrendikleri bilgileri içselleştirebilmeleri bu amaca hizmet eden en etkili yöntemdir. Bu konuda ailelerin ve öğretmenlerin öğrencilere yönelik yaklaşımı son derece önemlidir.

Çocukların öğrendikleri bilgileri içselleştirmesini sağlayacak bazı yöntemler

1. Öğrencilere aktarılan her türlü bilginin onların öğrendikleri diğer bilgilerle ilişkilendirmeleri sağlanabilir. Tarih dersinde işlenen Kurtuluş Savaşı döneminin Edebiyat alanına yansımalarını fark ettirmek gibi.

2. Aktarılan bilgilerin öğrencilerin kişisel tecrübeleri ve gözlemleri ile ilişkilendirmelerini sağlanabilir. Örneğin, Coğrafya dersinde Karadeniz Bölgesi iklimi anlatırken daha önce Karadeniz Bölgesi’ne gitmiş öğrencilerden bu bölgeyle ilgili bireysel gözlemlerini anlatmaları istenilebilir.

3. Aktarılan bilgilerin günlük hayattaki yansımaları sürece dâhil edilebilir. Örneğin, psikoloji dersinde öğrenilen insan davranışlarına dair bir konuyu çevresinde daha çok kimlerde gözlemledikleri öğrencilere sorulabilir.

4. Aktarılan bilgilerin gerçek hayatta mümkün olduğunca pratik uygulamalarının yapılmasının sağlanması öğrencilerin öğrendikleri bilgileri içselleştirmelerine katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda, bitkilerin gelişimini konu alan bir biyoloji dersinde öğrencilere bir bitki yetiştirme ve onun bakımını yapma ödevi verilebilir.

5. Son olarak, derslerde ve aile içinde öğrencilere hazır bilgiler ve açıklamalar yapmak yerine, her türlü konuyla ilgili onları mümkün olduğunca düşünmeye ve kendi cevaplarını ortaya çıkartmaya sevk eden açık uçlu sorular sorulması öğrenilen bilgileri içselleştirmede oldukça etkili olacaktır.

 

 

Ümit AKÇAKAYA

Uzm. Psik. Dan.

Yorumlar

Görüntülenecek mesaj yok

Benzer içerikler

  • Nunu Kişisel Gelişim ve Danışmanlık Merkezi Bostancı Mah. Bağdat Cad. Umut Apt: No: 466/8 (Beymen Karşısı)Kadıköy İstanbul

    0546 585 2381

    [email protected]

    umitakcakaya.com
    Yükleniyor